Televizyon çağımızın en büyük buluşlarından biridir. Kumanda
üzerindeki bir tuşa basarak ay’a ayak basan ilk insanları seyrederken bir anda
kendinizi okyanusun dibindeki canlıları seyrederken bulabilirsiniz. Eğlence ve
eğitim anlayışını tamamen değiştiren televizyon, bazıları için çok faydalı
olabilirken bazıları için de içinden çıkılamayan kötü bir icat ve zaman kaybı
olarak adlandırılabiliniz. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre çocuklar
yılda 1023 saat televizyon seyrederken okulda oturarak geçirdikleri zaman
sayısı 900 saat. İyi veya kötü olsun çağımızın en önemli buluşlarından biri
televizyon nasıl çalışır gelin hep birlikte öğrenelim.
‘Resimli radyo’ tanımı televizyon için yapılabilecek en
basit ve geçerli yorumdur. Diğer bir deyişle nasıl radyo istasyonları ses
sinyallerini yayar aynı şekilde televizyon istasyonları da resim sinyalleri
yayar. Televizyon sistemi 3 kısımdan oluşur.
1.Gerçek resim ve sesleri, dijital sinyallere çeviren
kameralar.
2.Resim ve ses sinyallerini yayan TV istasyonları.
3.Bu yayılan sinyalleri alan(toplayan) alıcı. (Bu sizin
evinizdeki televizyon oluyor.
Floresant kaplı televizyon tüpünde elektronlar çarpışarak
ışık oluştururlar, gelen sinyallerin şiddetine göre çarpışma ve dolayısıyla
çıkan ışık miktarı da değişir. Sinyal gelmediğinde siyah görüntü oluşur. Renkli
televizyonlarda floresant 3 farklı renkteki ışığı oluşturacak niteliktedir ve
buna uygun renkte görüntü oluşturur. Bu renklerin bir araya gelmesi ve
karıştırılmasıyla ekranda renkli görüntü oluşur, ekranınıza yakından bakarsanız
bu küçük renkli noktaları görebilirsiniz. Aslında gördüğünüz tüm renkler yeşil,
kırmızı ve mavi renklerin birer karışımıdır. Ekranda oluşan resim çok hızlı bir
şekilde değişir ve hareketli olarak görünür, insan gözü saniyede 65 resim
çeker, televizyonda bu hızdan daha yüksek hızda resimler değiştiğinden, insan
görüntüyü resim olarak değil de hareketli bir şekilde görür.
Biz nesneleri ışığı yansıttıkları için görebiliriz. Sıradan
bir kamera, nesnelerden yansıyan ışıkları, ışığa duyarlı film kullanarak veya
elektronik ışık algılayıcıları yardımıyla fotoğraflar. Bu fotoğraflamayı
saniyede 24 defa yapar. Bizim hareketli olarak gördüğümüz şey aslında ardı
ardına çekilmiş fotoğraf karelerinin hızlı bir şekilde slayt gösterisi şeklinde
bize gösterilmesidir. Kamera yardımı ile yakalanan bu fotoğraflar ve sesler, TV
istasyonlarında dijital sinyallere çevrilir. Bu çevrilen sinyaller vericiler
sayesinde uzak mesafelere yayılır. Genelde vericileri yüksek yerlere
koymalarının nedeni TV sinyallerinin daha uzak mesafelere önünde engel olmadan
kolayca ulaşabilmesini sağlamaktır.