3 Şubat 2015 Salı

Televizyonun Çalışma Sistemi




Televizyon çağımızın en büyük buluşlarından biridir. Kumanda üzerindeki bir tuşa basarak ay’a ayak basan ilk insanları seyrederken bir anda kendinizi okyanusun dibindeki canlıları seyrederken bulabilirsiniz. Eğlence ve eğitim anlayışını tamamen değiştiren televizyon, bazıları için çok faydalı olabilirken bazıları için de içinden çıkılamayan kötü bir icat ve zaman kaybı olarak adlandırılabiliniz. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre çocuklar yılda 1023 saat televizyon seyrederken okulda oturarak geçirdikleri zaman sayısı 900 saat. İyi veya kötü olsun çağımızın en önemli buluşlarından biri televizyon nasıl çalışır gelin hep birlikte öğrenelim.

‘Resimli radyo’ tanımı televizyon için yapılabilecek en basit ve geçerli yorumdur. Diğer bir deyişle nasıl radyo istasyonları ses sinyallerini yayar aynı şekilde televizyon istasyonları da resim sinyalleri yayar. Televizyon sistemi 3 kısımdan oluşur.
1.Gerçek resim ve sesleri, dijital sinyallere çeviren kameralar.
2.Resim ve ses sinyallerini yayan TV istasyonları.
3.Bu yayılan sinyalleri alan(toplayan) alıcı. (Bu sizin evinizdeki televizyon oluyor.
Floresant kaplı televizyon tüpünde elektronlar çarpışarak ışık oluştururlar, gelen sinyallerin şiddetine göre çarpışma ve dolayısıyla çıkan ışık miktarı da değişir. Sinyal gelmediğinde siyah görüntü oluşur. Renkli televizyonlarda floresant 3 farklı renkteki ışığı oluşturacak niteliktedir ve buna uygun renkte görüntü oluşturur. Bu renklerin bir araya gelmesi ve karıştırılmasıyla ekranda renkli görüntü oluşur, ekranınıza yakından bakarsanız bu küçük renkli noktaları görebilirsiniz. Aslında gördüğünüz tüm renkler yeşil, kırmızı ve mavi renklerin birer karışımıdır. Ekranda oluşan resim çok hızlı bir şekilde değişir ve hareketli olarak görünür, insan gözü saniyede 65 resim çeker, televizyonda bu hızdan daha yüksek hızda resimler değiştiğinden, insan görüntüyü resim olarak değil de hareketli bir şekilde görür.

Biz nesneleri ışığı yansıttıkları için görebiliriz. Sıradan bir kamera, nesnelerden yansıyan ışıkları, ışığa duyarlı film kullanarak veya elektronik ışık algılayıcıları yardımıyla fotoğraflar. Bu fotoğraflamayı saniyede 24 defa yapar. Bizim hareketli olarak gördüğümüz şey aslında ardı ardına çekilmiş fotoğraf karelerinin hızlı bir şekilde slayt gösterisi şeklinde bize gösterilmesidir. Kamera yardımı ile yakalanan bu fotoğraflar ve sesler, TV istasyonlarında dijital sinyallere çevrilir. Bu çevrilen sinyaller vericiler sayesinde uzak mesafelere yayılır. Genelde vericileri yüksek yerlere koymalarının nedeni TV sinyallerinin daha uzak mesafelere önünde engel olmadan kolayca ulaşabilmesini sağlamaktır.